Uyarı: Bu içerikteki yorumlar kişisel değerlendirme niteliğindedir; psikolojik veya psikiyatrik tanı, tedavi ve profesyonel ruh sağlığı desteğinin yerine geçmez.
Geçtiğimiz günlerde Instagram’da yabancı içerik üreticilerinin çok fazla işlediğini gördüğüm bir konu dikkatimi çekti. Hatta dün bir yabancı kadın içerik üreticisinin şu sözüyle dedim ki artık tamam bu konu üzerine konuşacağım. Kadın şöyle diyordu:
“ADHD’ni düzeltmeye çalışma, kişisel marka kur.”
İlginç bir öneri. Özellikle de kişisel markalaşmanın, farklı düşünmenin ve girişimciliğin giderek daha fazla konuşulduğu bir dönemde.
Acaba ADHD, yeni nesil kişisel marka söylemlerinin yükselen temalarından biri mi oluyor? Bu noktada benim dikkatimi çeken, nöroçeşitlilik kavramının profesyonel kimlik ve girişimcilik anlatılarıyla giderek daha fazla yan yana gelmesi.
ADHD Bir Girişimcilik Avantajı mı?
Sosyal medyada farklı düşünme biçimlerini yaratıcılıkla, hızlı fikir üretimiyle ve girişimcilik cesaretiyle ilişkilendiren anlatılar oldukça çekici görünebilir.
Bir kadının kendi özelliklerini tanıması, çalışma alışkanlıklarını keşfetmesi ve profesyonel hayatını bunlara göre düzenlemesi çok güzel.
Ancak ADHD, klinik değerlendirme gerektiren nörogelişimsel bir durum. Her insanın deneyimi, ihtiyaçları ve işlevselliği farklı.
Üstelik girişimcilik, heyecan verici fikirlerin ötesinde ciddi bir organizasyon ve sürdürülebilirlik meselesi.
Bu konuda yayımlanan 47 araştırmayı kapsayan bir meta-analiz, ADHD ile girişimcilik arasındaki ilişkinin oldukça karmaşık olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmada hiperaktivite ve dürtüsellik girişimci tutum ve davranışlarla pozitif ilişki gösterirken, girişim kurulduktan sonraki sonuçlarda aynı ilişki görülmüyor. Dikkatsizlik belirtileri ise girişim sonrası sonuçlarla negatif ilişkilendiriliyor.
Dolayısıyla bir özelliğin girişimcilik isteğiyle ilişkili olması, başarılı bir iş modeli kurmayı garanti etmeyebilir.
Uranüs İkizler Döneminde ADHD, Yeni Bir Kişisel Marka Anlatısı mı?
Astrolojik perspektiften baktığımda bu söylemin zamanlamasına şaşırmadım desem :) Uranüs’ün İkizler burcundaki dönemini iletişim, bilgi üretimi, dijital kimlikler ve düşünsel alışkanlıklar üzerinden yorumluyorum.
Yapay zekânın üretim biçimlerini değiştirdiği, herkesin kendi uzmanlığını görünür kılmaya çalıştığı bir çağda, zihinsel farklılıkların da kişisel marka anlatılarına dahil edilmesi şaşırtıcı gelmiyor.
Hatta önümüzdeki dönemde farklı düşünme biçimlerinin daha fazla profesyonel kimlik hikâyesine konu olabileceğini düşünüyorum.
Bu benim astrolojik ve kültürel yorumum. Uranüs İkizler ile ADHD arasında bilimsel olarak kanıtlanmış bir nedensellik ilişkisi bulunmuyor. Astroloji de ADHD tanısı koymak için kullanılamaz.
Her Farklılık Bir Kişisel Marka Vaadine Dönüşmeli mi?
Benim üzerinde durduğum şey, insanların farklılıklarını nasıl pazarladığı kadar, bu farklılıkların iş hayatında nerede karşılık bulduğunu düşünmek gerektiği.
Bir kişi çok sayıda fikir üretebilir. Yeni girişimlere cesaret edebilir. Alışılmış çalışma biçimlerinden sıkılabilir.
Peki bütün bunları hangi sektörde, hangi insanlarla ve nasıl bir iş organizasyonunda değerlendirecek? Bence kişisel markanın stratejik tarafı böyle bir yerden okunmalı.
ADHD’nin kişisel markalaşma dünyasında yeni bir trend olup olmayacağını zaman gösterecek. Kaldı ki ben nöroçeşitlilik ve psikolojik tanılar üzerinden konunun uzmanı olunmadığı, ruh sağlığı çalışanı olunmadığı müddetçe kimsenin net yorumlar ve net yönlendirmeler yapması gerektiğini doğru bulmuyorum.
Ben sadece bu söylemin nasıl gelişeceğini merakla izleyen taraf olacağım. Özellikle de kişisel marka vaatlerinin gerçek iş stratejileriyle ne kadar örtüştüğüne dair konunun antisi olabilecek içerikler üretilip üretilmeyeceğini de merak ediyorum.
Örnek: ADHD’ni değerlendir git kişisel marka kur dediniz ama bunun neden olmayacağını size açıklıyorum temalı içerikler de bu süreçte söylemin karşıtı olarak kendini gösterebilir. İzleyip göreceğiz :)
