Koç Dolunayının Ardından: Enerjini Akşama Saklama

4–6 dakika

read

Koç Dolunayının ardından Koç arketipini gerçekten strateijk çalıştırmak isteyen profesyonellere benim çok sık kullandığım bir strateji bırakacağım: Önemli işini erkenden yap.

Hatta mümkünse güneş tepedeyken büyük kısmını bitirmiş ol. Ben kendi hayatımda bunu özellikle yapıyorum. Çünkü sabah önümde önemli bir iş varsa onu akşam beşe bırakmanın benim için hiçbir mantığı yok.

Bir ay koç olarak günün ilk saatlerinde hemen uyandığım gibi odağım yerindeyken, fiziksel enerjim yüksekken ve içimde o işi ele geçirip bitirme isteği varken bazen bir başkasının bütün güne yayabileceği işi iki üç saatte bitirebilirim.

Ama aynı işi akşam önüme koyarsanız?

Yaparım. Muhtemelen iyi de yaparım.

Ama niye bunu yapayım? Canım ister mi?

E tabi ki saat ilerledikçe aynı Dilara masada oturmuyor. Bunu kendimle ilgili uzun zamandır biliyorum. Ve doğum haritasını stratejik kullanmak benim için biraz da tam olarak böyle bir şey.

Koç enerjisini sadece hız sanıyorsanız önemli bir kısmını kaçırıyorsunuz

Koç arketipi hızla, başlangıçla, dürtüyle, fiziksel enerjiyle ve harekete geçmekle ilişkilidir. Fakat benim için koç arketipi, enerjinin geldiği anı kullanmayı bilmek demektir.

Bir şeyi yapmak istiyorsa yapar. Başlamak istiyorsa başlar.

Arada gereksiz prosedürler, sonsuz hazırlıklar ve kendisini yavaşlatan şeyler olduğunda enerjisi dağılabilir.

Ben bu arketipi profesyonel hayatımda düşündüğümde buradan çok basit bir sonuç çıkarıyorum: Sabah elinde yüksek odak ve yüksek hareket enerjisi varsa bunu neden günün en değersiz işlerine harcayasın?

E-postalar.

Mesajlar.

Başkalarının senden istediği küçük şeyler.

Sosyal medya.

Oraya buraya bakmak.

Sonra saat 17.00.

Ve günün gerçekten önemli işi hâlâ duruyor öylece yapılmamış. Eeee oldu mu şimdi? Olmadı tabii çünkü sabah sahip olduğun o saldırı enerjisi artık yok.

Bence burada çoğu insan kendisine motivasyonumu neden kaybettim? diye yanlış soru soruyor

Ben başka bir şey sorarım: En iyi enerjini neye harcadın?

Bu ikisi çok farklı nüanslar.

Saat beşte canım istemiyorsa kendimi neden sabahki halimle yarıştırayım?

Bence profesyonel hayatta kendimize yaptığımız en anlamsız şeylerden biri, günün her saatinde aynı insanmışız gibi davranmak.

Değiliz. Ben en azından değilim.

Sabah iki saatte çözebileceğim bir problemi akşam dört saatte çözmeye çalışmak bana disiplin gibi gelmiyor. Bana kötü kaynak yönetimi gibi geliyor.

Disiplin benim için kendimi günün her saatinde aynı performansa zorlamaktan ötede kendi enerjimi tanıyıp önemli işi doğru saate yerleştirmek demek.

Bu yüzden güne mümkün olduğunca başkalarının gündemiyle başlamamaya çalışıyorum.

Çünkü günün ilk birkaç saatindeki odağımı birine vereceksem mümkünse o kişi ben olayım.

Benim işim. Benim kararım.

Benim üretimim. Benim ilerletmek istediğim şey.

Başkalarının gündemi birkaç saat bekleyebilir.

Bir de Karadenizliyim

Burada kendimle hem eğlendiğim hem de anlamlı bulduğum başka bir mesele var.

Karadenizlilerle ilgili yıllardır dolaşan eski bir espri vardır; gece 12’den sonra Karadenizlinin kafası çalışmaz derler.

Ben bir Karadenizli olarak kendi adıma bunu onaylıyorum. 😂

Gece belirli bir saatten sonra bana ciddi bir problem getirmeyin.

Düşünebilir miyim?

Düşünürüm.

Ama niye düşüneyim? Bana ne.

O saatten sonra zihnimi yeniden ciddi bir meseleye sokmak, karar vermek, bir şey çözmek, yeniden çalışma moduna geçmek bana ekstra efor gibi geliyor.

Ben artık kendi keyfimde olmak istiyorum.

Günü bitirmişim. Kendi alanıma dönmek istiyorum.

Ve açıkçası bunda düzeltilmesi gereken bir problem görmüyorum.

Tam tersine, kendimde bunu biliyorsam hayatımı neden buna karşı kurayım?

İşte Koç arketipiyle kurduğum bağlantılardan biri de burada.

Koç yalnızca hareket etmek istemez. Hareket etmek istediği anda hareket etmek ister.

Dürtüsü canlıyken hızlanır. Enerji varken kullanır. İşini ele geçirir, bitirir ve sonra başka bir şeye geçmek ister.

Dolayısıyla Koç enerjisinin stratejik kullanımı benim için sürekli gaz pedalına basmak değil. Ne zaman gaza basacağını bilmek.

Ben astrolojiyi böyle kullanıyorum

Benim astrolojiyle ilişkimde önemli bir ayrım var.

Haritamda bir göstergeyi öğrenip:

Aa evet, ben gerçekten böyleyim. demek bana hiçbir zaman yeterli gelmedi.

Tamam. Öylesin.

Noolduu şimdi napacağız bu bilgiyle??

Benim Astrostrateji Stratejik Astroloji metodunu inşa ederken peşine düştüğüm soru büyük ölçüde buydu.

Bir astrolojik gösterge günlük davranışında nasıl ortaya çıkıyor?

İş ilişkilerinde ne yapmana neden oluyor?

Karar verirken seni nereye çekiyor?

Enerjini nerede harcatıyor?

Nerede avantaj yaratıyor?

Ve bunu biliyorsan hayatını nasıl farklı organize edebilirsin?

Çünkü doğum haritasının bana göre ilginç tarafı, insana kendisi hakkında daha fazla sıfat vermesinden öte kendisiyle ilgili daha iyi karar verebilmesini sağlaması olabilir.

Ben kendi enerjimin gün içinde nasıl değiştiğini biliyorsam önemli üretimimi ona göre yerleştiririm.

Hangi saatten sonra ciddi karar vermek istemediğimi biliyorsam önemli kararımı o saate bırakmam.

İki saatte yapabileceğim işi sekiz saate yaymanın beni daha çalışkan yapmadığını biliyorsam sırf herkes bütün gün çalışıyor diye bütün gün masada oturmam.

Bu benim ritmim.

Başkasınınki başka olabilir.

Zaten stratejik astrolojinin benim için anlamı da herkese aynı çalışma rutinini vermek değil, kişinin kendi sistemini çözmek.

Koç Dolunayının ardından bunu bir kez deneyin

Önünüzdeki günlerden birinde sabah uyandığınızda o gün gerçekten ilerletmeniz gereken tek bir işi seçin.

On tane değil. Bir.

Sonra mümkünse başkalarının gündemi sizi ele geçirmeden önce ona girin.

İki üç saat boyunca hızınız geldiyse hızınızı kullanın.

İş dört saatlik görünüyordu ama iki saatte bittiyse bırakın bitsin.

Sırf çalışma günü sekiz saat diye kendinize altı saatlik yeni bir ceza üretmeyin.

Sonra akşam kendinizi gözlemleyin.

Sabahki istek hâlâ var mı?

Aynı karar hızına sahip misiniz?

Yoksa artık o işi düşünmek bile istemiyor musunuz?

İkincisiyse hemen kendinize tembel teşhisi koymayın.

Belki de bütün mesele daha fazla çalışmak değildir.

Belki mesele kendinizi hangi saatte nasıl kullanacağınızı bilmektir.

Danışmanlıklarımda da peşine düştüğüm şey tam olarak bu: Haritanda ne olduğunu söylemekten çok, sende olanı hayatında nasıl daha stratejik kullanabileceğini stratejik yorumlamak.

Çünkü aynı astrolojik göstergeyi bilmek başka, ondan kendi hayatına uygun bir strateji çıkarabilmek başka.

Bazen daha fazla disipline ihtiyacınız yoktur. Bazen yeni bir motivasyon tekniğine de ihtiyacınız yoktur.

Belki yıllardır başka insanların ritmine göre kendinizi yönetmeye çalışıyorsunuzdur.

Ben bugün önemli işlerimi erkenden bitirip akşam olduğunda kafamı rahatça kapatabiliyorsam, bunu kendimle savaşmayı öğrendiğim için yapmıyorum.

Kendimle savaşmamayı öğrendiğim için yapıyorum.

Haritamı bilmek bana kendimle ilgili daha fazla sıfat vermedi.

Kendimi nasıl yöneteceğim konusunda strateji verdi.

Koç Dolunayının ardından size bırakacağım soru da bu:

Günün en güçlü enerjisini gerçekten kendi hayatınızı ilerletmek, en önemli işlerinizi çözmek için mi kullanıyorsunuz, yoksa onu başkalarının gündemine verip kendi hayatınıza enerjinizin kalanını mı bırakıyorsunuz?

Doğum haritanızı yalnızca kim olduğunuzu anlamak için değil, nasıl çalışmanız gerektiğini keşfetmek için de kullanabilirsiniz. Kendi haritanıza göre bir zaman yönetimi, çalışma ritmi ve disiplin stratejisi oluşturmak; enerjinizi kendinizle savaşarak değil, kendinizi tanıyarak yönetmenin yollarından biri olabilir.

Çünkü herkesin disiplin sistemi aynı olmak zorunda değil. Strateji, sizin için neyin çalıştığını bilmekle başlar.


ASTRODELGA sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Yazın

ASTRODELGA sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

ASTRODELGA sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin